Bir koşturmacanın içindeyiz.
Yürürken, konuşurken, yemek yerken, seyahat ederken, bir yazı bir şiir okurken bazen bir resme bir sanat eserine bakarken hep ama hep bir koşturmaca içerisindeyiz.
Hep sonuç odaklı düşüncelerimiz, hareketlerimiz, eylemlerimiz.
O sonuca giden yolda kim var, ne var, ne çalınıyor, ne söyleniyor, ne okunuyor, kim geliyor, kim geçiyor, gören yok!
Kurulmuş robotlar gibiyiz.
Hiçbir zaman hiçbir yerde olamıyoruz.
İşteyken aklımız dışarıda, dışarıdayken bir başkasında, o bir başkasıyla beraberken de başka başka düşüncelerde.
İçinde bulunan zaman, yaşanılan an, nasıl geçmiş, ne yaşanıyor, ne katıyor gören yok!
Bu sabah erkenden kalkmış  “İş’te ve İlişkide Tutku Yaratmak’ atölyemin katılımcılarına, atölye sonunda vereceğim sürpriz bir yapılacaklar listesi hazırlarken dosyaların arasında bu görselle karşılaştım. Kime ait olduğunu bilmediğim bu fotoğrafın çekildiği anı düşledim.
O renkleri, boyaları, hikayeleri, karakterleri, çalan şarkıları ve tutkuları düşledim.
Tutku öyle bir duygu ki ona sahip olduğunuzda sizi sizden uzaklaştıran her şey hayatınızdan bir bir çıkıyor.
Bütün sesler susuyor ve siz gerçek sizi duymaya başlıyorsunuz.
Onun istek ve beklentilerini anlıyor, önceliği her zaman kendinize veriyorsunuz.
Durup, ince şeyleri anlamaya vakit ayırıyor; gerçek söz, tavır ve davranışlarınızı fark ediyorsunuz.
Bakmanın şahitliğini değil; gerçekten görmenin derinliğini yaşıyorsunuz.
Gerçek gücün içten geldiğini hissediyor ve bu güçle sığındığınız limanlardan dalgalı denizlere korkusuzca demir alıyorsunuz.
Bulunduğunuz her ortamda iz bırakıyor, oradan ayrıldıktan sonra bile yaydığınız enerjinin özü orayı doldurmaya yetiyor.
İşte, İlişkide, sosyal yaşamda insanları etkilemek için fazladan hiçbir şey yapmıyor; tutkunuz onlara da kendilerini özel hissettiriyor.
Bu liste uzar gider.İstedim ki, pazar günlerinin insanı kendiyle daha çok kucaklaştıran bu saatlerinde siz de kendinize özel bir alan yaratın.  Çünkü unutmamalı ki; başarıya yalnızca herkesin tam anlamıyla odaklanmasına olanak sağlandığı sessiz anlarda ulaşılabilir.Ve kişi her gün en az 10 dk.bile olsa kendine böyle bir an yaratmalıdır
Tutku’yla.
Gökhan Dumanlı